Karahantepe’nin 12 Bin Yıllık Gizemi Ortaya Çıktı: Neolitik Dönemde Ne Yediler?

Karahantepe’nin 12 bin yıllık gizemi aydınlatıldı: Neolitik dönemde insanların akşam yemeklerinde neler tükettiği üzerine yapılan araştırmalar sonuçlandı. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeolojik projelerinden biri olan Taş Tepeler Projesi kapsamında Şanlıurfa’da 7 yıldır süren kazılar, Karahantepe’yi önemli bir keşif alanı haline getirdi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göbeklitepe ile benzer özellikler taşıyan bu bölgede, “T” şeklinde 250’den fazla dikili taş ve insan figürleriyle hayvan betimlemeleri gibi birçok eser bulundu.

Şanlıurfa’nın merkezine 46 kilometre mesafedeki Tek Tek Dağları Milli Parkı içindeki bu tarihi ören yeri, hem bilimsel araştırmalar hem de artan ziyaretçi ilgisiyle hızla gelişiyor. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mayıs sonunda yeni kazı sezonuna başlamayı planladıklarını belirtti. Karul, “Her iki yerleşimde de ceylan tüketiminin izlerine rastladık. Fakat Göbeklitepe’de, ova seviyesinden dağların yüksek noktalarına kadar çeşitli ekolojik alanlarda yaşayan hayvanların tüketildiğini ve bu hayvanların oranlarını belirleme şansımız oldu. Bitki kalıntıları açısından tahılların yanı sıra baklagillerin de beslenmelerinde önemli bir yer tuttuğunu gözlemledik. Gelecek sezon, bu verileri daha da derinleştireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Karahantepe’nin uluslararası alanda tanıtımına yönelik çalışmalara da değinen Karul, Berlin’de düzenlenen “Toplumun Keşfi” sergisinin, yabancı uzmanların ilgisini çektiğini belirtti. Ayrıca, Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali çerçevesinde Karahantepe’nin gastronomi etkinliklerine dahil edilmesi, arkeolojinin geçmişteki yaşamın çeşitliliğiyle günümüzde nasıl bağ kurduğunu gösteriyor. “Taş Tepeler ve özellikle Karahantepe, herkesin geçmişle bağlantı kurabileceği bir alan haline geldi.” diyerek bu durumu vurguladı.

Karul, Göbeklitepe’nin ardından Karahantepe için de yeni bir adlandırma gerekliliği olmadığını belirtti. “Göbeklitepe, yerleşik hayatın başlangıcını simgeleyen alanlardan biridir. Daha önce bir yerleşim olmasını beklemek doğru olmaz çünkü buzul çağı dönemindeyiz. İnsanların aynı yerde yıl boyunca yaşayabilmesi için yeterli kaynaklara ihtiyaçları vardı ve bu 12 bin yıl önce başlamaktadır. Karahantepe de bu tarihlerde yerleşilmeye başlanmış bir alandır. ‘Eski’ kavramının çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum, zira 100 yıl daha eski bir yerleşim olması, Göbeklitepe ve Karahantepe’nin insanlık tarihi açısından oynadığı rolü değiştirmez. Bu yerler, bilinen yerleşik hayatın başlangıcını simgeleyen en anıtsal alanlardır ve 12 bin yıl önce yaşamış insanların başarıları, sanat, teknoloji ve mühendislik açısından oldukça ileri düzeydedir.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Karahantepe’nin ekolojik özelliklerini araştıran Karul, bölgedeki bu derin geçmişin günümüzdeki kültürel çeşitliliğin anlaşılmasına olan katkısını vurguladı. Bu süreç, insanların geçmişteki yaşam tarzlarını daha iyi anlamalarına ve günümüzdeki kültürel zenginlikleri takdir etmelerine olanak tanıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir