Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Borçka’da Ertok Enerji İnşaat ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılması planlanan “Uğur 1-2 HES” projesinin ÇED sürecinin sonlandırılmasına karar verdi. Projenin, Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO Biyosfer Rezerv Alanı Macahel Vadisi’nde, Maralköy ve Uğurköy sınırlarında yapılması planlanıyordu.
Macahel Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Özdemir, karara ilişkin açıklamasında, Danıştay’ın daha önce Macahel Havzası’nın UNESCO tarafından ilan edilen Türkiye’nin ilk ve tek Dünya Biyosfer Rezerv Alanı olduğuna dikkati çekti. UNESCO statüsünün korunmasının, enerji üretiminden daha önemli bir kamu yararı sağladığını ifade eden Özdemir, şunları söyledi:
“Macahel Vadisi’nde yıllar önce verdiğimiz hukuki mücadele sonucunda bir daha olmaz dediğimiz HES zorlamaları yeniden ısıtılmış görüntüsü vermektedir. Bu amaçla yöremizde Uğur HES Projesi adı altında yürütülmeye ve hayata geçirilmeye çalışılan proje, sit alanına ilişkin dava süreçleri nedeniyle sona erdirilmiştir. Yüksek Mahkeme kararlarına rağmen HES projelerinde ısrar edilmesini manidar buluyoruz.
“ULUSLARARASI DÜZEYDE KORUNMASI GEREKEN BİR YER”
Danıştay kararları incelendiğinde, yüksek yargının biyosfer rezerv alanı koruma statüsünü üstün kamu yararı kapsamında değerlendirdiğini ve Türkiye’de tek olan bu alanın korunmasına özel önem verdiğini görüyoruz. Danıştay 6. Dairesi’nin kararında, Camili (Macahel) Vadisi içerisinde hidroelektrik santrali projeleri yapılabilmesi amacıyla hazırlanan imar planlarına ilişkin uyuşmazlıkta, Camili’nin UNESCO tarafından Türkiye’nin ilk ve tek Dünya Biyosfer Rezervi ilan edilmiş olmasının belirleyici hukuki unsur olduğu vurgulanmıştır.
Kararda Camili’nin yalnızca ulusal değil, uluslararası düzeyde korunması gereken olağanüstü biyolojik çeşitliliğe sahip olduğu, havzanın flora, fauna, habitat, yaşlı doğal ormanlar ve endemik türler bakımından bütüncül olarak korunmasının zorunlu bulunduğu, biyosfer rezervi niteliğinin planlama ve yatırım kararlarında göz ardı edilemeyeceği ifade edilmiştir. Ayrıca Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ile Anayasa’nın 56 ve 90. maddeleri birlikte değerlendirilerek, Camili gibi uluslararası koruma statüsüne sahip alanlarda planlama kararlarının uzun dönemli ekolojik analizlere dayanması gerektiği belirtilmiştir.
Kararın en dikkat çekici yönü ise ‘üstün kamu yararı’ değerlendirmesidir. Danıştay, elektrik üretiminin kamu yararı taşıdığını kabul etmekle birlikte, UNESCO tarafından Dünya Biyosfer Rezervi ilan edilen Camili Vadisi’nin ekosistemine, biyolojik çeşitliliğine ve canlı yaşamına telafisi mümkün olmayan zararlar verecek HES projeleri karşısında üstün kamu yararının enerji üretiminde değil, biyosfer rezervinin korunmasında bulunduğunu açıkça ortaya koymuştur. Kararda, ‘Elektrik başka şekillerde üretilebilir; ancak UNESCO tarafından Dünya Biyosfer Rezervi ilan edilen bu vadinin korunması daha önemlidir’ denilerek, biyosfer rezervi statüsü üstün kamu yararının belirlenmesinde temel hukuki kriterlerden biri olarak kabul edilmiştir. Bu yönüyle söz konusu karar, Türkiye’de biyosfer rezerv alanlarının yargısal korunmasına ilişkin en güçlü Danıştay içtihatlarından biridir.
“MACAHEL’E ZARAR VERECEK HER PROJENİN KARŞISINDA OLACAĞIZ”
Bölge halkı olarak HES girişimlerine bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da direneceğimizi, hukuki yollarla her türlü mücadeleyi sürdüreceğimizi, Türkiye’nin UNESCO tarafından ilan edilmiş tek Biyosfer Rezerv Alanı olan Macahel-Camili Havzası’nın bu olağanüstü doğal güzelliklerine zarar verecek her projenin karşısında olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
