Eğitim ODTÜ'de “şiddet faili” akademisyen babası savcı diye mi korunuyor? Avukat Berkay Türenç Türe, “Kendisinin bütün suçlarını zaten ikrar ettiği delillerimiz mevcut. Fakat şu andaki süreç yavaş ilerlediğinden dolayı sanırım böyle bir noktadayız” diyor. Hakan Kaplan 6 Nisan 2026 Geçen haftalarda bir e-posta geldi. Gönderen bir avukat, Berkay Türenç Türe . Anlattığı mesele çok tanıdık. Bir üniversite, erkek bir akademisyen, bir öğrenci ve bitmeyen bir şiddet döngüsü. Genç bir kadın. Biz ona Elif diyelim. Ülkenin köklü üniversitelerinden biri olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde, Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde okuyor. Lisansını tamamlamış, yüksek lisansa devam ediyor. Akademinin içinde kalmaya, kendi hayatını kurmaya çalışıyor. Ve bir akademisyenle ilişkiye başlıyor. Araştırma görevlisi İ.K.Ö. Sonrası, çok tanıdık. Elif anlatıyor: “Benim bir adalet arayışım var. Kendimi güvende hissetmediğim bir eğitim hayatı geçirmeye çalışıyorum yaklaşık son bir buçuk yıldır. Bu sadece beni değil, tanıklık yapan arkadaşlarımı da kapsıyor. Okuldaki diğer kadın öğrenciler de tedirgin. Peki hoca devam ediyor mu? Evet. Ne yazık ki derslere girmeye devam ediyor.” Üniversite içinde bir idari soruşturma yürütülüyor. Dosya rektörlükte. Hatta öğretim görevinden çıkarma yönünde bir değerlendirme olduğu söyleniyor. Ama buna rağmen tedbir kararı yok. Yani süreç devam ederken bile görevine ara verilmemiş. Bir başka deyişle: Hakkında bu kadar ağır iddialar olan bir akademisyen hâlâ aynı sınıflarda, aynı kampüste. Üstelik kendisi öğrencilere mesaj atarak “hakkındaki tüm suçlamalardan aklandığını” söylüyor. Oysa dosyada darp, tehdit ve şantaj iddiaları duruyor. Elif’in anlattıkları ise bu “aklanma” iddiasıyla örtüşmüyor. Başlangıç, klasik bir güç ilişkisi hikâyesi: Araştırma görevlisi, yıllar önce Elif’e ilgi duyduğunu söylüyor. Elif, evli olduğu için reddediyor. Bu reddediş zamanla bir takıntıya dönüşüyor. Bir süre sonra ilişki başlıyor. Karşısındaki erkek akademisyen boşanacağını söyleyen, ama bunu hiç gerçekleştirmeyen biri. İlişki bittikten sonra ise süreç daha karanlık bir yere evriliyor. “Polis ‘babası savcı’ dedi” İ.K.Ö., silah bulduğunu, Elif’i ve hayatında olduğunu düşündüğü kişiyi öldüreceğini söyleyen mesajlar gönderiyor. Sonra şiddet. Elif’in ifadesiyle sabaha karşı evinin önünde yaşanan bir darp. Erkek akademisyen Elif’i saçından sürüklüyor, tokat atıyor ve bu noktadan sonra hukuki süreç başlıyor. Elif, yaşadığı şiddeti şöyle anlatıyor: “Sabaha karşı evimin önüne geldi. Saçımdan sürükledi, tokat attı, masalar, sandalyeler fırlattı. Tehditler, küfürler, hakaretler… Hiç beklemediğim bir şiddetle karşılaştım. O an ne yapacağımı bilemedim. Sonrasında da hukuki süreçte koruma kararım olsa bile hâlâ karşıma çıkabiliyor, beni takip edebiliyor. Kendimi eğitim hayatımda bile güvende hissetmiyorum.” Elif aynı gün karakola gidiyor. İfade vermek istiyor. Saatlerce bekletiliyor. Sonra bir polis memuru gelip şunu söylüyor: “Bu adamın babası savcı. Biz bu ifadeyi almamış olalım. Sen de bugün buraya gelmemiş ol.” Elif o gün karakoldan geri gönderiliyor. Ertesi gün savcılığa gitmeye korkuyor. Çünkü tehditler devam ediyor. Daha sonra avukatı Berkay Türenç Türe ile birlikte hukuki süreci yeniden başlatıyorlar. Deliller sunuyorlar, ses kayıtları, mesajlar, tanıklar… Hatta ailelerin bir araya geldiği bir görüşmede erkek akademisyenin birçok şeyi kabul ettiğine dair kayıtlar da var. Buna rağmen, özellikle cinsel saldırı iddiasında, karşı tarafın ifadesi dahi alınmadan takipsizlik kararı veriliyor. Avukat Türe’in ifadesiyle: “Etkili bir soruşturma yürütülmedi.” Dosya şimdi üst mahkemeye taşınmış durumda. Bir sonraki adım ise Anayasa Mahkemesi. Koruma kararını ihlal ediyor Bu süreçte Elif için bir koruma kararı çıkarılıyor. Koruma kararında yer alan “okula yaklaşmama” maddesi, erkek akademisyenin “ben burada hocayım” itirazıyla kaldırılıyor. Yani Elif’i korumak için verilen karar, yine aynı kurumun içind